Ezgi Turan Photography and Personal Ink

Tek çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak bir Cadılar Bayramı'nda dünyaya gelmiş Ezgi.Hayatına bir tutam tutku kattığından beri çok acayip işler yapıyor.İnsana soyut bir isim verilseydi kendisinin ''hırs ve tutku'' olabileceğini düşünüyor. Now that you know me, you should follow me, or you could get to know me, Ask me !. Looking for something?

sözcüklerle sevişmenin sırrı !

Zeka ! sözcük benliğinden havalı bir kere.Sanı bile acayip.Tüyler ürpertici.Herkesin sahip olduğunu varsaydığımız minik ayrıntıdır zeka.Evet evet herkeste vardır elbet ama kimisi zekasını kullanır kimisi de zekasının yansımasını.İşte sorun hep bu iki tümcenin arasından sıyrılır gerçekliğimize.Sen hangi gruptasın ? Yansıtanlardan mı ? Kullananlardan mı ? Garip sığ fikirler görürüz etrafta.İnsanlar anlamını bile bilmediği her kelimeyi pervasızca savururlar dudak aralarından.Nereye gidiyor diye ardından bakmazlar elbet.Ardından su dökmezler hiçbir cümlenin geri gelsin diye.Ordan burdan duydukları herşey doğrudur ya sözüm ona,fırlatırlar her fikri..Ama ”şöyle bir dur !” diyenler vardır her zaman.Bir değil bin yıl irdelerler o bilinçsizce havada süzülen sözcükleri,cümle halinde olanları ayrı irrite eder kimilerini.. Sığ fikirler her zaman benim ilgi alanımdır. Bayılırım birilerinin sığlıklarını.İnsanların sınırlarını zorlamak ne büyük haz.Hemde sadece sözcüklerle.İnsanın hayatında yaptığı en kolay aktiviteyle..Sınırları vardır sözcüklerin.O çizgileri aştığınızda insanların uykulu gözleri açılır.Büyür de büyür gözler.Şaşkınlık verici bir ifade bürünür yüzlerine.O insanı daha önce hiç o yüzüyle tanımamışsınızdır.Kendinizden şüphe bile ettirenleri vardır.Öyle değişik bakarlarki siz çizgileri geçtiğinizde.Her insan her kelimeyi kullanamaz.”Seks” diyemez mesela kimileri.Aklından bile geçirmediğine kendi kendine bile söyleyemediğine emin olabilirsiniz.Bu zihniyet nereden geldi,kim üzerimize serpiştirdi bilemedim bir türlü.Ama hep merak ettim.Hep sorguladım.Hep çekilen çizgilerin üzerine gittim.Bizi en çok yapmayı sevdiğimiz şeyle korkutmak gerçekten büyük bir güç olsa gerek.İnsanı sözcüklerin gücüyle ezmek,korku salmak.Halbuki ne olurdu insanlar sözcüklerden korkmasa,korkmadan dile vursa.Ne olur ki.İğrenç mi oluruz ? Edepsiz ? Ahlaksız ? Kötü adam/kadın ? Pislik ? Aşağılık ? Ne oluruz yahu ne ? Hiç bir halt olmayız en nihayetinde hepimiz insanız.Korkmayın derim ben sözcüklerden.Evet bugüne kadar söyleyemediğiniz şeyleri dile vurmak zor elbet,ama geç değil.Korkmadan savurun dudaklarınızdan.İnanın bir kere sese vurdunuzmu sözleri gerisi gelir hayat için.Yeterki sese vurun.Haykırışa geçirin söyleyemediklerinizi.Susturun ve geçin hayatınıza,dilinize,sözlerinize çekilen çizgileri.Söylenecek çok şey varken çizgi çekmeyin sözlerinize,çektirmeyin.Tutsak olmayın kelam edemeyenlerin dilinde.Savurun gitsin.İnanın çok kolay ve huzur dolu.Yaşanacak hazdan söz etmiyorum bile.Deneyin.Denemek elzem.Savurun gitsin.Kilit takılan bir sözden ne hayır gelir.Kendi kendinize söylemeye çekindiğiniz herşeyi sese vurun.O zaman karanlıktan aydınlığın ucunu görürüz belki.İnanmayın aydınlık vaatlerine.İşin sırrı sözcüklerle sevişmekte.Sevişin kelimelerinizle.Sadece size ait olan tek şeyin hazzını çıkarın.O da elinizden alınınca çok ağlayacaksınız da kimse benim 55 derece sıcaklıkta ”K” ile başlayan yarısında rumların yarısında türklerin yaşadığı nihayetinde insanların olduğu bir ada’da saatin 01:00’ inde sözcüklerimle sevişmemi hatırlamayacak.Utanmayın sözcüklerinizden.Koklayın ulaşılmaz olmanın,farklılaşmanın yasemin kokan benliğini.Çizgi çekmeyin hiçbirşeye.Ama gözünüzü seveyim önce sözcüklerinizden başlayın.Kelimelerinizi edepsizce,ahlaksızca ve tutkuyla sözcükleyin sonra cümle yapın ve söyleyemediklerinizi tükürün havaya.Bakın bakalım kim sizden daha çok çizgi geçebiliyor.. Sınırları aşın.Onlar sizi içine almadan..

bio kısmı çok dokunaklı olmuş. gerçekler bu kadar acı olmak mı zorunda? :/

Teşekkür ederim,aslında okuduğun bio. yazım değil.Sadece yazdığım yazılardan bir tanesi. Orjinal bio. mu buradan okuyabilirsin. http://jellyy.blogspot.com/

Ayrıca gerçekler zaman zaman çok dokunmaz mı içimize.. :)

self-i keşif

Bir yolculuğa çıktım ya bundan 21 yıl önce,işte ona yeni heyecanlar katmak istemişimdir hep.Katmadım da değil hani.Yavaş yavaş şekillendim hep,yavaş yavaş renklendim.Bir dalgalandım bir duruldum.Kabullenemediklerim oldu,kabullendiklerimi bağrıma bastım.Düşünmedim hiç ne olur,ne düşünür diye.Kendimi düşünmek işime geldi yalan yok.Zaman geçmiyor sandım önceleri,geçemiyor sandım.Çok istedim geçsin diye,geçsin ve yeni bir zaman beni içine alsın diye.Tecrübelere bayılırdım.Yeni denenmiş herşey benim için cebinizde 5 kuruş yokken yolda bulunan 100 lira gibiydi.Çok değerli.Hala severim yeni şeyleri.Objesel yenilikleri seviyormuşum son zamanlarda onu farkettim.Sadece dokunabildiğim,kullanabildiğim yenilikler varmış hayatımda.Kötü mü ? Yok yok bence çok güzel.Ama yetmiyormuş,yeterince keyif vermiyormuş.Nasıl insanın tad alma duyusu zayıflarda tuzun tadını alamaz ya bende şimdi hayattan tad alma duyumu kaybetmiş gibi hissediyorum..

Çok özlediğim zevklerimi çalmışlar benden,ama bir yandan da çok farklı zevkler katmışlar hayatıma.Yetemeyen durumlar olmuş.Şimdi de öyle bir zaman sanırım.Ben anladımki yeni birşeyler arıyorum.Yeni bir uğraş,yeni bir yer,yeni bir zaman,yeni bir bilgisayar,yeni bir elbise ne olursa..Yeni birşeyler istiyorum.Baya yeni.Tüm duygularımı yenilemek,tazelemek istiyorum.Mutluluğumu,o çocuksu heyecanımı kaybetmemek istiyorum.

Adeta şık takımlar giyip,elime evrakları alıp her sabah 7:01’de dişlerini fırçalayan 8:30’da bilgisayarın başına bakan o sıkıcı kadın olmak istemiyorum.Ben sabah 10:00’da saatin irrite eten gürültüsüyle uyanan ve kendine yapacak çok önemli uğraşlar bulan,hayatın her anından ayrı bir haz duyan kırmızı çerçeveli güneş gözlüklü sıkıcı olmayan kadın olmak istiyorum.Reddediyorum büyümeyi.Reddediyorum aynılaşmayı,benzerleşmeyi,birebir olmayı.Farklılıklar yaratıp oradan kaçan olmak istiyorum.Elimi kolumu sallaya sallaya ”aradığımı buldum gerçekliğinde” kaybolmak istiyorum.Çok mu şey istiyorum ? Bana makul gibi geliyor.

Hep bekliyorum ki mecburiyetlerim bitsin.Farkettimki hayatımı mecburiyetler üzerine kurmuşum.İşi,aşkı,tutkuyu,gerçekliği birbirine karıştırmışım.En doğru zaman ne zaman benim için onu bilmek istiyorum önce.Ne zaman ohh be diyebileceğimi..Çünkü sıkılıyorum ben.Hemde haddinden fazla.Kendimle anlaştığım bir zaman olmalı diyorum.Ne zaman bulsam kaybediyorum neşeyi.Sonunda mecburiyetlerden kurtulmak işime gelen etk çözüm..Ama yaralamakta istemiyorum kimseyi.Her ne kadar istiyor gibi görünsem de.Hayır hemde hiç istemiyorum.Yeni bir hayat kurmak istiyorum ben,içinde heyecan olsun,tutku olsun,aşk olsun.Ama gerçekten hissettiren aşk.Sönmüş şeyler beni korkutuyor,paslanmış duygular,ucundan cımbızla tuttuğumuz sevgiler..

O yüzden bir self-i keşfe çıktım şimdi.Biraz renk arıyorum sadece,siyah,beyaz ve griden sıkıldım.Daha sıcak renkler arıyorum.Daha hareketli,daha dokunaklı ama uzak duran.Kimse bulamazsa ben bulurum.

Şanslıyımdır.ve hırslı.

E.